29 Temmuz 2010 Perşembe
 

Yılsonu Tahminleri

Yılın üçüncü çeyreğinde ilerliyoruz. Birçok yeni veri ve bilgi çıkıyor ortaya. Bunların hepsi yılın nasıl sonuçlanacağı konusunda ipuçları veriyor bize. Ve daha da önemlisi önceki ipuçlarının doğru olup olmadığını ya da ne yönde değişiklik gösterdiğini ortaya koyuyor. Merkez Bankası'nın enflasyon raporunu da açıklamasıyla birlikte tahminlerimizi revize etmenin zamanı geldi. Ama önce Merkez Bankası'nın enflasyon raporunda nelere değinildiğini ele alalım.
2008 yılının son çeyreğinden itibaren enflasyonda hızlı bir düşüş olacağını öngören TCMB, bu dönemde kısa vadeli faiz oranlarını hızla düşürdü. Ben bu adımların doğru olduğunu ve zamanlamanın da iyi seçildiğini düşünüyorum. Kriz öncesi doğru bir para politikası uygulayamayan Merkez Bankası krizle birlikte para politikasını düzeltti. Kim bilir belki de bu bizim krizlere, normal durumdan daha fazla odaklanmış olmamızdan kaynaklanan bir gelişmedir. Krizle birlikte faiz oranlarında agresif bir indirim uygulamasına giden Merkez Bankası bir yandan da kredi piyasasında yaşanabilecek tıkanıklıkları önlemek amacına yönelik bir likidite politikası izledi. 2009 yılının son çeyreğinde ve 2010 yılının ilk çeyreğinde enflasyonda hızlı bir yükseliş gözlenmesine rağmen Merkez Bankası, küresel ekonomiye ilişkin risklerin önemini koruduğunu vurgulayarak ve çekirdek enflasyon göstergelerinin orta vadeli hedeflerle uyumlu olduğuna değinerek faizlerin uzun süre düşük düzeylerde kalacağını ifade etti. Yaşanan gelişmeler Merkez Bankası'nın haklı olduğunu ortaya koyuyor. Bu çerçevede Merkez Bankası ilk çeyrek enflasyon raporunda yüzde 8,4 olarak belirlediği yılsonu enflasyon tahminini bu kez yüzde 7,5 olarak açıkladı.
Aşağıdaki tablonun ilk sayısal sütununda ekonomik göstergelerin 2009 yılsonu itibariyle gerçekleşmiş oranları, ikinci sütununda 2010 yılına ait en son veriler ve son sütununda da yenilenmiş yılsonu tahminlerim yer alıyor (Tablodaki bütün sayılar yüzde olarak, parantez içindekiler eksi olarak okunmalıdır.) 
2010 yılının ilk beş ayına ilişkin sanayi büyümesi ile ilk yedi ayına ilişkin kapasite kullanım oranı büyümenin bu yıl yüksek olacağını gösteriyor. Buna karşılık ilk çeyrek büyümesinin yüksekliğinin büyük ölçüde baz etkisinden kaynaklandığına bakarak büyüme tahminimi yüzde 7'den yüzde 6,5'e revize ediyorum. Benzer şekilde enflasyon tahminimi de yüzde 8'den 7,5' e düşürüyorum. Bunun da iki temel nedeni var: (1) Talep artışı umulduğu kadar fazla olmadı, (2) Petrol fiyatları 80 doların altında kalmaya devam ediyor. Eldeki son veriler ve gidiş eğilimleri bize bütçe açığının yüzde 2,5 dolayında kalacağını, buna karşılık cari açığın yüzde 5'i bulabileceğini gösteriyor. İşsizlik için tahmin yapmıyorum ama eğer o da beklendiği gibi yüzde 10 düzeyinde gerçekleşirse Türkiye krizi en az hasarla atlatmış ülkeler arasında en ön sıralarda yer alacak demektir.