| |
IMF, Stand By, 4. Madde, EMF
Dün akşamüstü hem IMF'den hem de Hazine'den peş peşe yapılan açıklamalarla IMF heyetinin 4. Madde konsültasyonu yapmak üzere Mayıs ayının ilk yarısında Türkiye'ye geleceği duyuruldu. IMF sözcüsü bu yazılı açıklamalara ek olarak da Türkiye ile stand by görüşmelerinin devam etmeyeceğini bildirdi. Böylece 2008 yılının başından bu yana iki yıldan uzun bir süredir devam edip giden IMF ile program ve stand by tartışmaları da şimdilik sona ermiş oldu. IMF'nin ana sözleşmesinin (articles of agreement) 4. maddesi çerçevesinde bütün üye ülkelerde (bugün itibariyle 186 üyesi bulunuyor) yılda bir kez konsültasyon yapması gerekiyor. Dayandığı madde nedeniyle 4. madde konsültasyonu adını alan incelemelerin temel amacı istatistikleri ele alarak üye ülkenin ekonomisindeki gidişatı yerinde incelemek ve üye ülke otoritelerine tavsiyelerde bulunmak. Son yıllarda IMF bazı gelişmiş ülkelere yönelik 4. madde konsültasyonlarını iki yılda bir yapıyor. Bu konsültasyonlar, konsültasyon kelimesinden giderek bakıldığında karşılıklı bir danışma ya da istişare gibi anlaşılıyorsa da gerçek öyle değil. Gerçekte IMF konsültasyon için gittiği üye ülkeye tavsiyelerde bulunuyor. IMF'nin 4. Madde konsültasyonu üç hafta kadar sürüyor. Bu süre içinde istatistik veriler üzerinden yetkililerle tek tek ekonominin parçaları ele alınıyor ve ekonominin güçlü ve zayıf yönleri belirleniyor. IMF heyeti ayrılmadan önce Hazine, Merkez Bankası ve DPT yetkililerinden oluşan teknik kadroya ilk inceleme sonuçlarını içeren bir değerlendirme notu (concluding statements) bırakıyorlar. Daha sonra IMF'nin merkezine dönen heyet üyeleri eldeki verileri ve değerlendirmeleri bir rapor haline getiriyorlar. Bu rapor 4. Madde Konsültasyon Raporu adı veriliyor. Örneğin bu ziyaret sonrasında düzenlenecek rapor Turkey: Staff Report on Article 4 Consultation 2010 adını taşıyacak. Bu hesaba göre Mayıs sonu Haziran başı gibi Türkiye ekonomisi hakkında elimizde Türkiye ekonomisiyle ilgili bir IMF değerlendirmesi olacak. Çünkü eskiden üzerinde kıyametler kopmasına yol açacak kadar gizli tutulan görüşmelerin ardından bırakılan değerlendirme notları da şeffaflık politikası gereği IMF sitesinde yayımlanıyor. 2000'lere gelinceye kadar bu değerlendirme notları gizli tutulur ama bir şekilde bir yerden basına sızardı. Hemen ardından soruşturmalar başlatılır ama bu notları haber yapan gazeteciler bilgiyi kimden aldığını açıklamadığı için soruşturmalardan bir sonuca varılamazdı. IMF sözcüsünün Türkiye ile bir stand by düzenlemesi görüşmesinin gündemden çıktığını açıklamasının ardından bu açıklamanın niçin bu kadar uzun sürdüğü soruları gelmeye başladı. IMF ile Türkiye arasındaki 19. Stand by düzenlemesi 11 Mayıs 2008 tarihinde sona erdi. 2008 yılının başından itibaren bu düzenlemenin bitişiyle birlikte 20. Stand by düzenlemesinin yapılacağı iddiası sürekli olarak gündemde kaldı. Hükümet de bunu yalanlamadı. Hatta tam tersine IMF ile görüşmelerin sürdüğü bazı anlaşmazlık noktaları olduğu, bunların giderilmesine çalışıldığı açıklamaları yapıldı. Yakın zamanda açıklamalar daha da ciddiyet kazandı IMF ile ortak programın her an yapılabileceği mesajı verildi. Son bir yıldan bu yana ben bu açıklamaların beklentileri olumlu yönde etkilemek için yapıldığı kanısı taşımaya başlamıştım. Hatta bu açıklamaları Türkiye'nin yeni bir IMF imkânı gibi (beklentileri etkileme imkânı) kullandığını iddia etmiştim. Ne var ki bu yaklaşım da bir süre devam ettirilebiliyor. O sürenin sonuna gelince IMF, 4. madde konsültasyonu için gelmem gerekiyor dediği anda artık bu açıklamaları sürdürme imkânı kalmıyor. Ben Türkiye'nin IMF ile her an bir stand bu düzenlemesi içine girebileceği biçimindeki yaklaşımı iki amaca dayanarak yaptığını düşünüyorum: (1) Bu yolla iç piyasalarda olumlu bir etki yaratma imkânı oldu. Bu imkânı yaratmanın bir yolu da Macaristan'ın yaptığı gibi yüklü bir Esnek Kredi İmkânı alıp kullanmamak ve yatırımcılara onu sigorta olarak göstermek olabilirdi. Ama bunun bir taahhüt komisyonu maliyeti vardı. Türkiye, IMF ile her an bir stand by yapabileceği izlenimi vererek Macaristan'ın taahhüt komisyonu ödeyerek sağladığı sigortayı bedavadan sağlamış oldu. Üstelik de IMF'ye muhtaçmış gibi bir konuma girmeden sağladı bunu. (2) IMF ile her an bir stand by düzenlemesi yapılacakmış gibi bir hava estirilmesi IMF'nin 4. madde konsültasyonuna gelişini bir yıl ertelemesine yol açtı. Bu erteleme neye yarar? Bunun yanıtını net olarak alabilmek için Mayıs sonu, Haziran başında ortaya çıkacak olan IMF değerlendirme notunu (concluding statements) beklememiz gerekecek. Bir yandan IMF Türkiye ilişkilerinde bu gelişmeler yaşanırken bir yandan da Almanların ortaya attığı bir EMF yani Avrupa Para Fonu tartışması sardı ortalığı. Ortaya atılan düşünceye göre IMF'nin Avrupa versiyonu olarak düşünülen bir kuruluş, Yunanistan gibi ekonomik sıkıntıya giren Avrupa ülkelerine destek olacak. Daha ilk anda akla şu soru geliyor: Peki IMF yetersiz mi kalıyor da EMF kurulacak? Böyle bir şey söz konusu değil. Bugüne kadar IMF'ye başvuran her ekonomi gereken desteği aldı. Arıca IMF bu tür başvurularda hem miktarları artırdı hem de esneklik katsayısını. Bir yandan borçlanma imkânlarını artırarak bir yandan da altınlarını satarak kaynaklarını da artırdı. Yunanistan'daki çöküntü ortaya çıkar çıkmaz da destek vermeye hazır olduğunu bildirdi. Üstelik IMF'nin 65 yıllık bir deneyim birikimi var. Her yıl bütün ekonomileri dolaşıp 4. Madde konsültasyonu yapıyor ve ekonomilerle ilgili bilgileri derliyor, raporlar yazıyor. Yani ülke ekonomileri konusunda herkesten fazla deneyimi var. Ne var ki Yunanistan IMF'ye giderse peşi sıra Avroyu da IMF'ye taşımış olacak. İşte Almanlar açısından temel sorun burada ortaya çıkıyor. Avrupa Birliği'nin kendine göre bir takım kriterleri var. Özellikle Avro konu olunca Maastricht kriterleri çıkıyor ortaya. IMF'nin kriterleri ise bunlara benzese bile bire bir aynı değil. IMF, bir ülkeyle stand by düzenlemesi yaptığında bir takım performans kriterleri koyuyor ve bunlara uyulmasını istiyor. Bu durumda Avro üyesi bir ülke için kriterleri AB değil IMF koymuş olacak. Bu konu Almanları rahatsız ediyor. Avronun tartışma masasına yatırılması düşüncesi Almanları sıkıntıya sokuyor. İlk bakışta parlak bir fikir gibi görünse de biraz derinine inceleyince EMF'nin o kadar da kolay bir iş olmadığı ortaya çıkıyor. Her şeyden önce böyle bir kurum yeni bir masraf kapısı demek. Unutmamak gerekir ki 65 yıllık IMF'nin gelirleri yetişmediği için altınlarını satıyor. Bölgesel kalkınma bankası kurmak kolay bir misyon olsa da bölgesel bir parasal birlik kurmak o kadar kolay değil. Aslında bu düşünce yeni de değil. Daha önce İslam Para Birliği düşüncesi de ortaya atılmış ve sonra bir hayal olarak kalmıştı. Özetle söylemek gerekirse biz yine eski dost IMF ile baş başa 4. Madde konsültasyonumuzu yapar ve sonucuna göre de geleceğimize karar veririz. 
|
|