Araştırma / Piyasa Yorumu

Aylık Bakış

14 Mayıs 2018, 09.00

Bulanık Suda Avlanmak

Türkiye açısından zor bir ayı geride bırakırken, Mayıs ayına da pek olumlu başladığımız söylenemez. Gerek küresel gelişmeler, gerekse de yurtiçinde yaşadıklarımız, piyasalarda orta vadeli öngörüde bulunmayı oldukça güç kıldı. Piyasa bu ortamda adeta "bulanık suda avlanmaya" çalışıyor.

Türkiye’nin kendine has riskleri ve dinamikleri bir yana, her şeyden önce küresel piyasalarda yeni bir çalkantı dönemindeyiz. Dolardaki oynak seyir, gelişen ülkelerden fon çıkışlarına yol açarken, uzun süredir görmezden gelinen riskler yeniden tartışılmaya başlandı. Yine de şimdilik çok ciddi bir çalkantıdan bahsetmek zor. Durum daha çok bir durum muhasebesi ve bunun akabinde gelen risk azaltma eğilimi gibi duruyor. Ekonomi cephesinde bilindik soru işaretleri dışında ne yeni bir şey var, ne de mevcut risklerde ciddi bir artış… Mesela ABD ekonomisinde enflasyon kaygılarını artıracak bir veri söz konusu değil, Fed’in faiz artırım söylemi de 2018’in geri kalanı için hala 2 adet faiz artışını işaret ediyor, tahvil faizlerinde %3 civarındaki seyir korunuyor. Avrupa ekonomisindeki büyüme hafif yavaşladı, ama ciddi bir sorun emaresi de yok. Dünyanın geri kalanında ara ara farklı hikayeler görsek de, genel büyüme eğilimi sekteye uğramış değil. Öte yandan geleneksel Mayıs ayı hikayesini de ("sell in May, go away") unutmayalım: Yatırımcılar Mayıs ayında risk azaltıp yaz aylarını görece daha hafif pozisyonlarda geçirmeyi tercih edebilirler.

Piyasaları düşündüren konulardan biri jeopolitik gelişmeler. ABD Başkanı Trump’ın, ABD’nin İran ile yapılmış olan nükleer anlaşmadan çıkacağını ve yeni yaptırımlar uygulayacağını açıklaması sonrasında gözler yeniden bölgemize çevrildi. Şu anda sıcak çatışma riski yok, ama bunun finansal piyasalara başta petrol fiyatı üzerinden yansıması hiç şaşırtıcı değil.

Hali hazırda seçim atmosferine girmiş ve dış piyasalardaki oynaklıktan mustarip olan Türkiye, petrol fiyatının artmasından olumsuz etkilenecek. Artan enerji maliyeti, enflasyon ve cari açık üzerinden bize yansıyacak. Bozulan beklentiler ile birlikte bir süredir değer yitiren TL açısından en iyi haber, ekonomi yönetiminin bazı önlemleri görüştüğü ve faiz artışı da dahil olmak üzere bunların yakın zamanda hayat geçirilebileceği beklentisi. Özellikle faiz artışı tarafında piyasa beklentisi yüksek. Ancak piyasalarda olan biteni sadece faize endekslemek de doğru değil. ABD ile olan ilişkilerimize dair haber akışı da yakından izlenmeli.

TL açısından TCMB’nin ne yapacağı kritik. Piyasa 200 bps faiz artırımı fiyatlıyor, ancak normalde TCMB’nin Mayıs ayında toplantısı yok. TCMB toplantıyı erkene alıp bir faiz artırımı yaparsa TL’de ciddi bir değerlenme görmeyi bekliyoruz. Haziran ayının beklenmesi durumunda ise hem küresel piyasalardaki risk iştahı, hem de erken seçim öncesi iç gelişmeler döviz piyasasında aşırı oynak bir seyir görmemize yol açabilir.

Faiz cephesinde ise bir süredir paylaştığımız görüşte bir değişim yok: Enflasyon görünümü, TCMB likidite uygulamaları ve olası bir faiz artırımı nedeniyle kısa vadeli tahvillerden uzak duruyoruz. 8-10 yıl vadeli tahvillerin ise fırsat sunabileceği görüşündeyiz.

Yıl içi zirvesinin %20 altına düşen BIST’te şirket değerlemeleri artık oldukça ucuz seviyelere geldi. Ancak şirketlerin ederi ile piyasa şartlarının aynı yönde ilerlemesi şart değil. Gerek küresel riskler, gerek TL’de beklediğimiz oynaklık, gerekse de seçim öncesinde yatırımcıların çoğunlukla beklemede kalacağı tahminimiz nedeniyle önümüzdeki bir aylık dönemde BIST’in yön bulmakta zorlanacağını düşünüyoruz.

 

KISACA

İlgili Ürünler

----
-
-
-

Haber Etiketleri