Araştırma / Piyasa Yorumu

Pusula

19 Kasım 2018, 08.00

19. yy başında ABD’de gazeteler satışlarını artırmak için masa başında oturup haber üretirlerdi. 1835 yılının Ağustos ayında The Sun’da yayınlanan bir habere göre, John Herschel isimli bir İngiliz astronom çok güçlü bir teleskop geliştirmiş ve bununla Ay’ı incelemişti. Herschel’in teleskopu çok şaşırtıcı keşifler yapmıştı: Ay’da geniş bir bitki örtüsü, iki ayakları üzerinde yürüyen kunduzlar, tek boynuzlu atlar, kanatlı insanlar vardı. Bu canlılar birlikte meyve topluyor, safir binalarda yaşıyor, birbirleriyle çok iyi anlaşıyorlardı. Haber o kadar uçuktu ki, benzer yöntemlerle tiraj peşinde koşan diğer uydurukçu gazeteler bile The Sun’ı ayıpladılar. O yıllar henüz medyanın gücünün tam olarak anlaşılamadığı yıllardı, zira bu esnada haber çoktan yayılmış, aklı başında gazetelerde basılmaya başlanmıştı bile! Amerikalılar tek boynuzlu atları, kanatlı insanları, tuhaf mimarili bir dünyayı çok sevmişlerdi. Haber bir tiyatro oyununa konu oldu, The Sun bu kez haberini çizgi roman olarak piyasaya sürdü. Bu çılgınlık 5 yıl kadar sonra, haberi uyduran yazarın itirafı ile sona erdi. 

İnsanlar o yıllarda bilgiye istedikleri anda, istedikleri yerden erişemiyorlardı, haklısınız. O zaman “günümüzde böyle şeyler olmaz” diyebilirsiniz. Şimdi size geçen haftalarda ABD borsalarında gördüğümüz sert düşüşün başlangıcını, isim vermeden anlatacağım. Kararı size bırakıyorum: ABD ölçülerine göre orta büyüklükte diyebileceğimiz (piyasa değeri $2,5 mlr) bir şirket 2019’a dair kar ve gelir beklenti öngörülerinde, iş yaptığı büyük bir müşterisinin siparişlerini azaltmasından kaynaklanan $70 milyonluk bir düşüş olabileceği uyarısında bulundu. Bu rakam şirketin gelirinin %17’si demek, yani şirket açısından önemli. Bu rakamı aklımızda tutalım. Şirketi takip eden yatırımcılar hemen bu büyük müşterinin kim olduğunu tahmin ettiler. Demek ki bu büyük müşterinin önemli bir ürünü tahmin edildiği kadar çok satmayacaktı. Yatırımcılar bu şirket ve bu şirkete iş yapan diğer şirket hisselerinde hızla satışa geçtiler. Büyük şirketin piyasa değeri $100 milyar, bu şirketin tedarikçilerinin piyasa değeri de $30 milyar kadar düştü. Bakınız, buraya kadar gayet doğal, zira aklı başında her yatırımcı bir haber geldiğinden olabildiğince hızlı davranıp, diğer yatırımcıların önüne geçmeye çalışır. 

İşin uydurmaca kısmı bundan sonra başlıyor. Şirketi takip etmeyen, ya da bu ayrıntıyı kaçırmış olan yatırımcılar için finansal medyanın olan bitene bir neden bulması gerekiyordu. Bulundu da nitekim… O akşam haberleri izleyenler piyasadaki satışın nedenini öğrendiler: Küresel büyümeye dair kaygılar… Ertesi günden sonra tüm hisselerde satış başladı, teknik seviyeler kırıldı, stop’lar çalıştı, piyasa “guruları” beklenen büyük çöküşün başladığını beyan ettiler, devam eden günlerde ABD’de işlem gören hisselerin piyasa değeri toplamda $1,2 trilyon düştü. Yanda Nasdaq endeksindeki büyük gerilemeyi görüyorsunuz. Hatırlayalım: Tüm bu olaylar $70 milyonluk bir kar revizyonu ile başlamıştı. 

Demek ki zaman zaman okuduğumuz, duyduğumuz şeylere o kadar inanmasak da olur. Mesela “küresel büyüme kaygıları” dendiği zaman rakamlara hızlıca bir bakmak yeterli olabilir. Şurası kesin ki dünya ekonomisi 2017 ya da 2018’in başında olduğu gibi büyümüyor ama yavaşlamadan ziyade büyüme hızında düşüş var. Bunu ayağınızı gazdan çekmek gibi düşünün. İlerliyorsunuz hala, ama biraz önceki gibi hızlı gitmiyorsunuz. Elbette bu sorunsuz bir dünyada yaşadığımız, kaygılarımızı bir kenara bırakacağımız bir ortam olduğu şeklinde okunmamalı. Dünya tam bir karmaşa halinde. İngiltere’nin AB’den ayrılması süreci iyice saçma bir hale geldi, İtalya’da görevdeki hükümet bütçe açığını AB’nin izin verdiğinin çok üzerinde artırmaya kararlı, ABD İran’a yeniden yaptırım uygulamaya başlayınca Ortadoğu’daki dengeler bir kez daha karıştı vs… Tüm bunları aynı anda analiz edip bir sonuca bağlamak yerine, adeta tüm riskleri kapsayan bir şemsiye gibi “küresel büyüme kaygılarından” bahsedip geçmek daha kolay tabi. 

Bu iyi mi, kötü mü tartışılır ama Türkiye’de “küresel büyüme kaygılarına” gelene dek inceleyeceğimiz çok şey var. Dünyanın gittiği yönden bağımsız olarak biz hala berbat geçen Ağustos ayı sonrasında toparlanma, dengelenme çabası içindeyiz. TL’deki genel görünümü daha önce paylaşmıştım, piyasa fiyatlaması ve algısı TL için en kötünün (en azından 2018 için) geride kaldığı yönünde, ki biz de bu görüşü paylaşıyoruz. Kalan sayılı iş gününde dünyada “küresel büyüme kaygıları” artmazsa, bizde de şu anda öngöremediğimiz yeni ve büyük bir sorun çıkmazsa TL’de yılı mevcut seviyelerin %4-5 üzerinde kapatmamız gayet olası. “Madem en kötüsü geride kaldı, neden hala değer kaybından bahsediyorsun” derseniz, yanıtım “pozisyonlanma” olur: Son dönemde yabancı yatırımcının TL’ye olan ilgisi arttı, TL de Ağustos sonundan bu yana USD karşısında %18 değerlendi. Buna faiz getirisini de eklerseniz, dövizini satıp TL’ye yatırın bir yatırımcının Ağustos sonundan bu yana toplam getirisi %28’den fazla! Bu haftadan sonra yurtdışı piyasalarda tatil havası resmen başlayacak (Perşembe günü ABD’de şükran günü, Cuma da “Black Friday”). Önceki yıllardaki genel kalıba istinaden, bundan yıl sonuna dek olan dönemde yatırımcıların yeni pozisyon açmaktan kaçınıp, mevcut pozisyonlarında kar satışına gittiklerini görmemiz yüksek olasılık. Fakat yineleyeyim, burada öngördüğümüz azami %4-5 civarında bir değer kaybı, bunun ötesini beklemek için bir nedenimiz yok. 

Faiz cephesinde ise tahvillerde Hazine’nin Kasım ayında yapmayı planladığı 3 ihaleyi iptal etmesi sonrasında düşüş gördük. Bu düşüş eğilimi şimdilik korunuyor, ancak burada enflasyon konusundaki iyimserliğin de etkili olduğunu not etmek gerek. Her ne kadar henüz resmi beklentiler oluşmamış olsa da, piyasada konuşulan Kasım ayı enflasyonunun eksi gelebileceği. Bu durumda halen %25 seviyesinde olan yıllık enflasyonda gerileme göreceğiz. Öte yandan bahsettiğimiz seviyeler hala %20’nin üzeri, yani bu konuda coşkulanacak çok bir şey de yok aslına bakarsanız. Yine de TL için dediğimiz burada da geçerli: Enflasyonda 2018 için en kötüsü geride kaldı. Bu durumda tahvil faizleri hemen hemen mevcut seviyelerde kalır, mevduat/kredi faizleri de bundan fazla artmaz, hatta bir miktar geriler. Ancak ve ancak enflasyonun 2019’da ortalamada %20 civarında seyredeceğinden hareketle faizler konusunda ek bir iyimserliğimizin olmadığını da hatırlatmak isterim. 

Hisse piyasası bu anlamda ayrı bir yeri hak ediyor. Yaşadığımız onca badire ve haber akışına rağmen, BIST100 endeksi uzun süredir 90-95 bin aralığına sıkışmış vaziyette. Bunun çok altında kalamıyoruz, bunun çok üzerine çıkamıyoruz. Kuşkusuz 2019’a dair aşırı kötümser beklentiler ve ABD’de yukarıda okuduğunuz dalgalanma, yatırımcıların Türk hisse senetlerine olan ilgisinin zayıf seyretmesinde ana etkenler. Bu noktada bir karar vermemiz gerek: Piyasa madem 2019’un 2018’den daha kötü bir yıl olacağını düşünüyor, bunu şimdiden satın aldı diyebiliriz. Eğer gerçekten 2019’da “küresel piyasalarda artan büyüme kaygılarından” söz etmeyeceksek, bundan sonraki gerilemelerde hisselere daha bir alıcı gözle bakmak lazım… 

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

KISACA

İnsanları kandırmak kolaydır... Geniş kitleleri, ne kadar saçma görünse de, bir şeye ikna etmek için biraz zeka, sabır ve planlama yeterli olur. Eğer bunlar yoksa medya da işinizi görür! Bu yüzden çoğu zaman medyada okuduklarınıza, duyduklarınıza temkinli yaklaşmanız gerekir. Bu iş eskiden de böyleydi, bugün de böyle…

İlgili Ürünler

XU100 ----
-
-
-

Haber Etiketleri