Araştırma / Piyasa Yorumu

Pusula

12 Haziran 2018, 08.00

Ahtapot Paul meşhur olmayı hak etmişti. Zira kendisi Güney Afrika'da düzenlenen 2010 Dünya Kupası'nda Almanya'nın oynadığı 7 maçın sonucunu ve finalde İspanya'nın Hollanda'yı yeneceğini bilmişti. Paul, içinde maç yapacak takımların bayraklarının bulunduğu iki plastik kutudaki midyelerden hangisini yerse o takımın kazanacağını tahmin etmiş sayılıyordu. Paul’un bu başarısı elbette taklit edildi, ancak hiç biri Paul kadar başarılı olamadı. Mesela Madame Shiva (kendisi bir kobay fare) ve Piranha Pele tahminlerinde Paul kadar başarılı olamadıkları için isimlerini duymadık (Bu arada, nasıl bir insan bir piranhaya Pele diye isim koyar yahu?). 2018 Dünya Kupası’nda ise bu kez Aşil’in tahminlerini izleyeceğiz. Aşil yanda gördüğünüz kedi. Kendisinin tahmin yöntemi Paul ile hemen hemen aynı (bu konuda pek yaratıcı değil hayvanlar). İçinde ülke bayraklarının olduğu iki mama kabının hangisinden yerse onun kazanacağını tahmin ettiğini varsayacağız. Veterineri Aşil’in başarılı olmak için gerekli tüm şartları taşıdığını düşünüyor: “Aşil sağır, bu yüzden dikkati dağılmıyor. Tamamen tarafsız, yorumlardan etkilenmiyor ve ayrıca kedi hissi de var”. Sizi bilemiyorum, ama ben ikna oldum… 

Aşil’den medet umana dek çok net olan, hakikaten kılavuz istemeyen gerçeklerle yola çıksak işimiz daha kolay olacak. Piyasalarda da sık sık kehanetler duyarız, halbuki bazı şeyler o kadar açıktır ki, o konuda tahmin yapmak bile abesle iştigaldir. Şu anda bazı şeyler bizi şaşırtıyor, tahminler sık sık güncelleniyor ama aslında değişen fazla bir şey yok…

Bugünlerde Türk mali piyasalarında ilginç günler geçiriyoruz. Piyasalarımızdaki rakamların bir kısmı yine bizim marifetimiz, ama ihmal edilemeyecek bir kısmı da küresel piyasalar kaynaklı. Bizim eski “kırılgan beşli”nin üye değiştirerek dönüşü de bu anlamda ilginç bir zamana denk geldi. Fed’in faiz artırımları ve ABD’de mali genişleme tahvil faizlerini yükseltirken, geleneksel olarak yüksek enflasyondan mustarip ülke piyasalarında oynaklıkta ciddi bir artış gördük. Elbette ciddi derken son zamanlar ile karşılaştırmak gerekir, yoksa mesela TL’nin 2009 krizindeki oynaklığının daha yakınlarında bile değiliz.

Öyle bir haftadayız ki yatırımcıların kafası karışık, tahminler, kehanetler havada uçuşuyor. Halbuki çoğu şey oldukça berrak. Basit düşürsek işimiz kolaylaşacak... Dün bizde büyüme, cari açık ve TCMB beklenti anketine dair veriler geldi. Geçmiş geçmiştir, üzerinde fazla durmayalım diyeceğim ama gelen verilerde yılın ikinci yarısına dair işaretler var. Büyüme verisini ele alalım: Başekonomistimiz Nihan Ziya Erdem’e göre1Ç’de büyümenin kuvvetli seyri olumlu olsa da dengeli büyüme eğilimi olmaması sürdürülebilirlik tarafında belirsizlik yaratıyor. Bu büyüme yapısı 1Ç’de cari işlemler açığındaki genişleme eğiliminin devam etmesine neden oldu. 2018 yılının kalan döneminde özellikle yılın ikinci yarısında TL’deki değer kaybı ve artan faizlerin ekonomik dinamiklerde yarattığı etkilerle büyüme eğiliminin yavaşlayacağını tahmin ediyoruz”. Bunun piyasa açısından anlamı şu: Büyüme yavaşlıyorsa şirket karları düşünülenden daha az artacaktır, bu da fiyatlamaların değişmesi demek. Borsada son dönemde gördüğümüz sert hareketlerin temelinde yatan kaygılardan biri bu. Dikkat edin, tek ya da en önemli sebep bu demiyorum, bir çok etken var, ama borsaya uzun vadeli bakan bir yatırımcı diğer her şeye gözünü kapasa dahi büyümeyi görmezden gelemez. 

Cari denge deseniz, yüksek büyüme oranının yarattığı iki sorundan biri olarak karşımıza çıkıyor. Diğer sorunumuz da enflasyon malumunuz. Cari açıkta kurum olarak önümüzdeki aylarda bir miktar daralma bekliyoruz, ama hala oldukça yüksek bir seviyede olacağız. Bu da yurtiçi kaynaklı döviz talebinin devamı demek. Zaten son günlerde piyasada gördüğümüz de bu: TCMB’nin bir ay içinde faizi 500 bps artırmasının ardından yabancıların TL-short pozisyonları kapanıyor (zira bunu taşımak çok maliyetli hale geldi), yerliler ise düşüşlerde sürekli alım tarafındalar. Kurumsal talebin hiç hız kesmiyor oluşunun bir sebebini bu yüksek cari açıkta arayabiliriz. Buna ek olarak seçim sonrasına dair ekonomik-siyasi-jeopolitik kaygıların da yerli yatırımcıları hala huzursuz ettiği açık. 

Bunlar bize özel dertler kuşkusuz. Dünyaya bakarsak iyi şeyler olmuyor değil. Bu sabah ABD Başkanı Trump ile Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un arasında Singapur’da yapılan tarihi toplantı sonrası gelen açıklamalar içimizi ısıtacak türden. “İlişkilerin eskisine göre daha farklı olacağından” tutun, “aramızda özel bir bağ oluştu”ya dek ne ararsanız var. Son açıklamada Trump “illa ki bize de bekleriz” deyip Kim Jong Un’u Beyaz Saray’a davet etti. Şaka bir yana, bundan çok uzak olmayan bir zamanda nükleer savaş olur mu olmaz mı diye tartışıyorduk. Bu bile gayet güzel bir gelişme, üstelik piyasalardaki risk fiyatlamasını da rahatlatacak bir gelişme. 

Bu haftaki Fed toplantısı piyasaları nasıl etkiler derseniz, bu da görünen köylerden biri: Bir faiz artışı gelecek. En azından piyasaya bakarsanız fiyatlamalar buna %100 olasılık tanındığını gösteriyor. Yani toplantı sonrasında büyük olasılıkla “burada görülecek bir şey yok, hadi dağılın” temalı açıklamalar duyacağız. ECB toplantısı bu anlamda daha ilginç olacak gibi görünüyor. ECB’nin tahvil alım programını ne zaman sonlandıracağına, faiz artışı için bir takvim verilip verilmeyeceğine de bağlı olacak, ama fikrimiz EURUSD’de yönün yukarı olduğu. 

Piyasaların gerçek gündemi ne derseniz, Dünya Kupası! Perşembe günü Rusya-Suudi Arabistan maçı ile başlayacak Dünya Kupası piyasalarda eksik olan heyecanı tamamlamak için ideal. Tabi bunu kendimiz için söylemiyorum, heyecan bizim piyasalarımızın olmazsa olmazı. Küresel piyasalarda ABD 10 yıllık tahvil faizi %3’ü aşınca uzaylılar ile temas sağlanmış gibi heyecanlanan bir kitle var nitekim, biz ise bu heyecana “yani?” diyerek katkıda bulunuyoruz. İki yıllık tahvil faizi 3 ayda 600 baz puan yükselmiş bir ülkede yaşayınca, seviyelere özel anlam yüklemek anlamını yitiriyor haliyle. Dünya Kupası’na dönersek, piyasalarda heyecanlı maçlar sırasında gördüğümüz çok net bir şey var: Oynaklık ciddi şekilde düşüyor, likidite azalıyor! 2014 Dünya Kupası sırasında VIX yıl içi en düşük seviyesini görmüştü (yandaki siyah dörtgen). Bu esnada tahvil oynaklığını ölçen MOVE endeksi de yılın en düşük ikinci seviyesindeydi. Benzer bir durum 2006 ve 2010 sırasında da vardı. 2018’in de böyle geçmesi kuvvetle muhtemel. 

Dünya Kupası sırasında piyasalarda etkili olmasa bile, görmeyi bekleyeceğimiz ufak çakallıklardan birini paylaşarak bitireyim. Arjantin’de kamyon şoförlerini temsil eden sendika, ücret artış oranı konusundaki anlaşmazlık nedeniyle Perşembe günü greve gidecek. Normalde üzerinde pek durmayacağım bu habere dikkatimi çeken BBVA’nın İtalyan trader’ı oldu: “Tam da Dünya Kupası’nın başlayacağı gün, ne tesadüf”. Sanırım önümüzdeki haftalarda aniden hastalanan çalışan sayısında artış göreceğiz! Bu bir kehanet mi görünen köy mü, değerlendirmeyi size bırakıyorum!

KISACA

İnsanların ortak hayallerinden biri “geleceği görme yetisi” olsa gerek. İnsanlık tarih boyunca buna kafa yordu. Kullanılan yöntemler ve başarıları tartışılır elbette, fakat son yıllarda başka bir eğilim var: Geleceği “görmek” için hayvanlardan faydalanmak... Mesela 2010 yılında bir “Ahtapot Paul” vardı, hatırladınız mı? Dünya Kupası maçlarının sonuçlarını doğru tahmin ettiği için ünlü olmuştu. 2018 Dünya Kupası için ise bu kez “Aşil” ismini duyacaksınız. Aşil bizim için piyasaları da tahmin edebilir mi acaba, yoksa görünen köy kılavuz istemez mi?

 

İlgili Ürünler

XU100 ----
-
-
-

Haber Etiketleri