Araştırma / Piyasa Yorumu

Pusula

16 Kasım 2017, 08.00

New York’ta yaşayan 54 yaşındaki Gregory Packer’ın medyaya olan takıntısı daha çocukken başlamış. Zaman içinde medyada boy göstermek tam zamanlı işi haline gelmiş. Geçen 20 yıl içinde Packer New York kökenli haberlerde yüzlerce kez boy göstermiş, gazetelerde gündeme ilişkin yorumları çıkmış, ki gündem diyerek Irak Savaşı’ndan Star Wars’a, iPhone’dan medyanın geleceğine uzanan geniş bir yelpazeyi kast ediyorum. Bunu başarmak için Packer, New York’ta ses getirmesi muhtemel tüm etkinliklere katılıyor. Bunun faydası ne derseniz mesela Packer “ABD’de satışa çıkan ilk iPhone’u alan kişi” ünvanına sahip. Bunun için 110 saat boyunca mağazanın kapısında beklemiş. Packer, davetli olmamasına rağmen Whitney Houston’ın cenazesine katılmayı da başarmış, Bill Clinton, Jimmy Carter ve George W. Bush ile tanışmış. Hatta Hillary Clinton’ın bir kitap imza gününde kendisini tanıyıp “Merhaba Bay Packer” dediğini de iddia ediyor. Packer diyor ki “ismimin görünmesinden çok mutlu oluyorum. Evet bu bir takıntı, ama sağlıklı bir takıntı. Kimseye bir zararım yok”.

Kişisel hayallerimize, gayelerimize ek olarak bir de piyasalarla ilgili beklentilerimizin, umutlarımızın olması gayet doğal. Bu aralar TL’nin durumu malumunuz. Umudumuz TL’de yakın zamanda bir değer kazancı görülmesi, zira TL bırakın daha fazla değer yitirmeyi, bu seviyelerde kalsa dahi makro ekonomik dengelerimizde bozulma göreceğiz. Acaba TL’de değerlenme beklemek hayal midir?

Enflasyon konusunda bir ay öncesine kadar bizim ve piyasanın beklentisi aynı idi: 2018 ilk çeyreğinde baz etkisinin katkısıyla enflasyonda hızlı bir düşüş hesaplıyor, sonrasında da ortalamada %8’ler civarında giden bir enflasyon bekliyorduk. TL’deki değer kaybı sonrası bu beklentiyi dillendiren pek yok. Hoş, enflasyon görünümünü bozan sadece TL değil, petrol fiyatındaki artış, vergi ayarlamaları ve canlı tutulmak istenen iç talep de enflasyonu körükleyen etkenler. Geldiğimiz noktada yine baz etkisi ile bir düşüş görsek dahi, 2018 genelinde enflasyonun ilk düşündüğümüzden daha yüksek seyredeceği açık. Benzer şekilde bu tabloda cari açık da daralmayacak. Yine özel sektör döviz açık pozisyonları sebebiyle şirketlerin ve bunların üzerinden bankaların riskinin artacağını da biliyoruz.

Demek ki basit bir bakış açısı ile TL’yi finansal ve ekonomik sistemimizin ortasına koymak hiç yanlış olmaz. TL’nin aşırı ve hızlı değer kaybı tüm dengelerimizi değiştirme potansiyeline sahip. Bu durumda TCMB’nin zaman zaman TL’nin değerini korumak için çeşitli adımlar atması normal, hatta bunları beklemek de hakkımız. Bu hafta başında gündeme gelen uzlaşmalı vadeli döviz işlemleri (NDF) bu adımlardan biri (Salı günü tartıştığımız üzere bunun TL’ye olumlu etkisi çok çok sınırlı olacaktır). Ancak yandaki swap eğrisinde gördüğünüz üzere, piyasa TCMB’den 150-200 baz puan civarında faiz artırımı fiyatlamakta ısrarcı.

Peki, bu olabilecek bir şey mi? Piyasa TL her değer kaybettiğinde olduğu gibi faiz artırımı hayali kurmakta haklı mı? Belli dönemler için bu çok doğru bir yaklaşım olmakla birlikte bu kez tartışmaya açık. TCMB 2014 ve 2016 başında faiz artırımı yapmak zorunda kaldığında faizimiz benzer ülkelere göre daha düşüktü, TL değerliydi. Artan risk ortamında, düşük faiz yatırımcıların TL’den kaçmalarına yol açınca TCMB faiz artırarak TL’yi savunmayı başardı. Şu anda ise TCMB faizi benzer ülkelere göre zaten yüksek. Buna rağmen TL değer yitiriyorsa, sorunu faizde değil, başka yerde aramak lazım. Sorunun kaynağının Türkiye’nin dış ilişkileri ile ilgili olduğunu biliyoruz. Bu durumda faiz bir çare değil.

Hatta aslına bakarsanız geldiğimiz noktada TL ucuz. 24 gelişen ülke para birimi arasında 2017 başından bu yana en çok değer yitiren 2. para birimi TL. 2013 Mayıs ayından bu yana baktığımızda da %54 kayıp ile yine aynı unvana sahibiz. Yanda yer alan reel efektif döviz kuruna bakarsak, TL’nin sadece nominal bazda değil, reel bazda da ucuz olduğunu görüyoruz. Hal böyleyken TCMB’nin faiz artırması için eşiğin oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Yani mevcut seviyelerin çok daha üzerindeki kurlar, ya da hızla artan oynaklık seviyeleri TCMB’yi harekete geçmeye zorlayabilir, ancak mevcut seviyeler itibarı ile bu yönde bir karar beklememek lazım.

Her ne kadar şu anda bir dönüş işareti görmüyor olsak da mevcut seviyelerden yatırım amaçlı döviz alımı önermiyoruz. Döviz taşıyan yatırımcılara ise yine son dönemde fiyatı sert düşen uzun vadeli eurobondlarımızın faizlerini gözden geçirmelerini öneriyoruz. Kısa vadeli al-sat yapmak isteyen yatırımcılar için de hedef ve zarar-durdur seviyelerini belirleyerek işlem yapmak ve disiplini elden bırakmamak şart. Sonuçta hayal kurarken eldekinden de olmamak lazım.

KISACA

Hepimiz hayal kurarız. Milyonların sevgilisi bir oyuncu, müzisyen olmayı isteriz. Ya da çok başarılı ve zengin bir işadamı olmak, bir bilim insanı olarak adımızı tarihe yazdırmayı hayal ederiz... Bazılarımızın hayalleri bu kadar büyük değildir. Yine de önemli olan bu hayalin peşinde koşmaktır. Mesela, Gregory Packer gibi medyada kendine yer bulmayı yaşamınızın amacı haline girebilirsiniz. Ya da TL’nin değerleneceği günlerin hayaliyle yaşayabilirsiniz…

İlgili Ürünler

XU100 ----
-
-
-

Haber Etiketleri