Araştırma / Piyasa Yorumu

Pusula

23 Ocak 2020, 08.00

 

 

Diyelim ki bir madeni para ile yazı-tura atıyorsunuz. Üst üste 3 kez attınız ve hepsinde yazı geldi. Peki, dördüncü kez attığınızda yine yazı gelme olasılığı sizce nedir? Lisede öğrendiğimiz matematik üst üste 4 kez yazı atma olasılığını (1/2)^4, yani %6,25 olarak verir bize. Kafasından bu hesabı yapan herkes 4. atışta “bu kez tura gelme olasılığı daha güçlü” diyecektir. İşte bu çok büyük bir hatadır maalesef, çünkü her atış birbirinden bağımsızdır aslında. Biz önceki atışlara bakıp, bunların hepsini birbirine bağlı bir süreç gibi düşünme eğilimindeyiz ama bu çok yanlış. Uzun lafın kısası ister 4. atışı yapın, ister 44. atışı, her bir atışta yazı gelme olasılığı yine %50 olacaktır.

Biliyorum, kafanızda ısrarla “hayır bu mantık yanlış, sürekli yazı gelemez” diye bağıran bir ses var hala. Bunu aşmanız lazım, zira bunu aşamazsanız yatırım kararlarınızda da benzer yanlışlar yapacaksınız. Yanda gördüğünüz BIST100 endeksini ele alalım. Endeks 3 aydır üst üste yükseliyorsa yine bir çok yatırımcıda 4. ay artık endeksin düşeceği beklentisi hakim olabilir. Bu noktada yatırımcıların hafifletici bir sebebi var: Piyasalarda bugün olanlar, yarınki seyri etkiler. Yani piyasaların seyri yazı-turada olduğu gibi, her atışın bağımsız olmasından farklıdır, bu yüzden de yatırımcılar sık sık geçmiş performansa bakarak geleceği tahmin etmeye çalışırlar. Fakat gerçek hayat grafiklerden farklı olabilir: BIST100’ün son bir yıllık seyri ile gelecek bir yıllık seyri arasındaki ilişki zayıftır. Gelecekteki seyri belirleyen geçmiş performans değil, fiyatlamaları etkileyen diğer faktörlerdir. Bu yüzden grafiklere aşırı anlam yüklemekten, bunlara bakarak “her an bir düzeltme gelebilir” demekten kaçınmak gerekir.

Benzer bir tartışma yine bugünlerde pek revaçta: Hem BIST hem de mevduat sahiplerini ilgilendiren konu faiz seviyesi ile ilgili. TCMB’nin Ocak ayında yaptığı indirim ile politika faizini %11,25’e çekmesi sonrasında mevduat faizleri de düştü. İşte bu noktada negatif reel faiz tartışmaları da alevlendi. Bu tartışmalarda gözlemlediğim çoğu yatırımcının eksik bilgi ile ya da ezbere dayalı hareket ettiği, bazılarının da düpedüz attığı... Yanda yer alan tabloda hangi faizi, hangi enflasyon ile eşlersek nasıl bir reel faize ulaşacağımızı görebilirsiniz. Bu, şu anki rakam ve beklentilere dayanıyor. Bizim beklentilerimizden hareket edersek (2020 sonu politika faizi tahminimiz %9,0, enflasyon tahminimiz %8,5) %0,5 civarında reel faizin korunacağını söyleyebiliriz.

“Hesap iyi güzel de bu ne işime yarayacak” derseniz, işte burası yazı-tura hatasının yapıldığı yer: “Reel faiz çok düştü, bu sürdürülemez, kur patlar, faiz gene yükselir, dolar alalım” diyorsanız geçmiş deneyimlerden hareket ediyorsunuz ve geçmişin aynen tekrar edeceğini varsayıyorsunuz demektir. Dışsal bir şok gelir, işler tersine dönerse haklı çıkarsınız elbette, ancak yine de bir sonraki “atışın” diğerlerinden bağımsız olabileceğini unutmayın, zira zemin ciddi anlamda farklı bu kez:

  • Bankacılık sisteminde yapılan düzenlemelerle, faizin düşük kalması ve reel kredi büyüme hızının belli bir aralıkta korunması yönünde piyasaya destek vermeleri sağlanmış durumda.
  • Faizin düşmesinden rahatsız olup ülkeden çıkacak yabancı yatırımcı pek yok, zira kendileri uzun süredir piyasalarımızdaki mevcudiyetlerini azaltmış durumdalar. Carry trade ile ülkeye giren sıcak para geçmişe göre baktığımızda ihmal edilebilir düzeyde.
  • Döviz piyasasında kamu bankaları aktif olmaya devam ediyorlar, yerli yatırımcıların (bilhassa bireysel yatırımcıların) kulaklarından döviz fışkırıyor. TL’de rekabetçiliği sağlayacak ama kontrollü, enflasyon civarında bir değer kaybı 2020 için ana senaryo. Yani dövizde kalmanın potansiyel getirisi sınırlı, bunun farkında olan ve TL’ye dönmek için fırsat kollayan ciddi bir yatırımcı kitlesi var.
  • Mevduat faizinin düşük kalması yatırımcıları dövize sevk edebilir gene de, kabul, ama ya diğer TL cinsi ürün getirileri tahmin ettiğinizden daha cazip olursa? Örneğin faiz düştükçe ve düşük kaldıkça BIST’te işlem gören şirketlerin ederi yükselecek, şirketlerin karları artacak. Ya da tahvil faizleri düştükçe tahvilden edilen kar mevduatın kat be kat üzerinde olacak.

Gördüğünüz üzere hem zemin ve hem de oyun kuralları geçmişe göre bayağı bir değişmiş durumda, bu durumda eski kurallara göre yatırım yapmak çok daha riskli. Dövizde kaldığınızda belki anaparanızı kaybetmeyeceksiniz, ama TL enstrümanlarda oluşabilecek fırsatları da kaçıracaksınız. “Geçmişte bu olmuştu, gene aynısı olacak” diyebilirsiniz elbette, ama işte bu noktada nasıl bir yatırımcı olmak istediğinize karar vermeniz lazım. Hiçbir şey yapmadan döviziniz ile mutlu mesut yaşar, piyasalar bakmazsınız, ya da biraz risk alıp, dövize göre çok daha ciddi bir getiri potansiyeline yatırım yapabilirsiniz. Ama yanı anda ikisinin olmayacağını unutmayın lütfen. Birisi size “düşük risk, yüksek” getiri vaat ediyorsa, bir saadet zincirinin kurbanı olmak üzeresiniz, kaçın oradan…

Dünyada bu tartışmaların yaşandığı ilk ülke değiliz, sonuncusu da olmayacağız. Belki aynı konuların şu anda ABD Başkanı Trump’ı da meşgul ettiğini bilmek istersiniz: Davos’ta devam eden zirvede ABD Başkanı Donald Trump, adeta bir süredir ülkemizde süregiden negatif reel faiz tartışmalarını duymuş gibi bir açıklama yaptı. Trump dedi ki “ negatif reel faizi benimsemiş ülkelerle rekabet halindeyiz. Bu çok yeni bir şey, yani borçlanmak için üzerine para alıyorlar. Buna alışabilirim. Sevdim bunu. ‘Verdiğin borcu geri ödüyorum, üzerine sen bana ne kadar para vereceksin’?” Cümleler düşük, mantık sıkıntılı geldiyse suçlusu ben değilim, özne-tümleç-yüklem gibi ayrıntılara pek önem atfetmeyen Trump. Sonuçta o da alışmadığı zeminde, kuralları bilmeden oynamaya çalışıyor. Hoş görmek lazım.

 

Tufan Cömert  

TComert@garantibbva.com.tr  

KISACA

 

 

Bir süredir ülkemizde negatif reel faizin faydaları, zararları, hesaplamaları ekseninde süregiden bir tartışma var. Tartışmak iyidir elbette, ama bu tartışmalarda gözden kaçan bazı sorular var: Bugünü geçmişe bakarak değerlendirmek doğru mu? Yatırımcılar sürekli geçmişe dönüp “flash-back” yapmakta haklılar mı? Bazı şeyler atarak tutturulabilir mi?

İlgili Ürünler

XU100 ----
-
-
-

Haber Etiketleri