Araştırma / Piyasa Yorumu

Pusula

22 Mart 2017, 08.00

Piyasalarda ABD dışında hemen hemen ilginç hiç bir şey yok. Küresel ekonomide şu anda uzun uzadıya bakmamız gereken, ayrıntılı analizi hak eden gelişmelerden de bahsedemiyoruz. Hatta bence bugünün en önemli haberi, Çin’in biftek tüketiminde 2017’de AB’yi de geçerek dünyada 2. sıraya çıkacağı beklentisi. Buna göre ABD toplam küresel biftek talebinin %20’sini oluştururken, Çin %13,28 ile AB’yi (%13,26) geçecek. 4. sırada ise Brezilya yer alıyor. Aslına bakarsanız kişi başı tüketim rakamı olarak Çin oldukça gerilerde, ama nüfus 1,4 mlr kişi olunca analizi “her Çinli bir parça biftek tüketse…” seviyesinde dahi yapsak bu sonuca ulaşabiliyoruz...

Yatırımcılar ABD borsalarındaki hareketin ardından bugüne biraz huzursuz başlıyorlar. Şurası açık ki piyasalarda gördüğümüz riskten kaçınma eğilimi tamamen ABD kaynaklı. Hakikaten dünyanın önde gelen ekonomilerinde şu anda geçmiş yıllara göre çok daha sağlam bir büyüme eğilimi var. Üstelik Avrupa siyasetine, ABD’de Trump’ın tuhaf politikalarına, jeopolitik gelişmelere dair risklere rağmen iyileşme devam ediyor. ABD’de de işler Trump’a rağmen iyi gidiyor. Bakınız, bundan çok değil 9 ay kadar önce “yeni bir resesyon kapıda mı” tartışmaları vardı, şimdi ise “büyüme tahminleri aşar mı” diye konuşuluyor. ABD piyasalarında dün gördüğümüz satışları da aslında bu fazla abartılmış beklentilerde bir düzeltme olarak görmekte fayda var. Düzeltme hareketi belki bir süre daha devam edecek, ancak dünden bu yana gördüğüm yorumlar hemen hemen aynı: “Bu düzeltme uzun vadede sağlıklı bir yükseliş için gerekli, biz zaten bunu bekliyorduk, biz demiştik, en büyük biziz...” Neyse… Yalnız herkes bu düzeltmeyi alım yönünde kullanmak için bekliyorduysa, düşüş uzun soluklu olmayacak demek. Büyük düşüşler herkesin beklediği zamanlarda değil, tersine herkesin çok olumlu olduğu zamanlarda, büyük bir şokla gelir, unutmayalım.

“Peki, böyle bir risk var mı” derseniz, birkaç göstergeyi paylaşayım: BofAML fon yöneticisi anketine göre, yatırımcıların nakitte tuttukları rakam uzun vadeli ortalamanın üzerinde. Bunu iki şekilde okuyabiliriz: Kötümserseniz, yatırımcıların kendilerini büyük bir krize hazırladıklarını iddia edebilirsiniz. İyimserseniz, yatırımcıların fırsat kolladıklarını, piyasaların ucuzlamasını beklediklerini söyleyebilirsiniz. Diyelim ki iyimserseniz, bu varsayımınıza göre paranın nereye gideceğini de tahmin ediyor olmanız gerek. İşte bu noktada yandaki grafik size bir fikir verebilir: Fed’in son derece başarılı iletişiminin ardından, piyasalarda faiz indirimi etkisi yapan faiz artırımının yarattığı tuhaf bir durum var: ABD tahvil faizlerindeki düşüş nedeniyle doların cazibesi azaldı, bu yüzden de dolar değer yitiriyor. Bu eğilim sürdükçe, yatırımcıların ABD’ye değil, getiri vaat eden diğer ülke ve piyasalara girmeleri söz konusu olacak.

Bu durumda Türkiye için bir fırsat penceresi açılabilir mi? Belki... Piyasalarımızdaki rakamlar ortada, küresel eğilimden farklı bir yerde değiliz. Fed’in yumuşak yaklaşımı, TCMB’nin şahin tavrı ile birleşince TL açısından ideal ortam oluştu. BIST100 Mart başından bu yana 87-92 bin arasında tutunmayı başarıyor. Tahvil piyasasında da kısmi faiz düşüşü gördük. Bakın, daha önceki gün aslında piyasalarda önümüzdeki dönemlerde çok büyük belirsizliklerin bizi beklediğini, Türkiye’nin de bundan muaf olmayacağını, ancak kısa vadede küresel piyasalardaki iyimserlik dalgasına bizim de uyum sağlayacağımızı beklediğimizi yazmıştım. ABD’deki düzeltmenin süresine ve şiddetine bağlı olarak yurtiçi piyasalarda da benzer hareketler göreceğiz muhtemelen, ancak genel resim terse dönmüş değil.

Piyasalardaki iyimserlik ise biraz daha yakından bakılmayı hak ediyor. Deutsche Bank’ın çalışmasına göre piyasalar önümüzdeki 12 ay içinde “ayı piyasası (S&P500’de %20 ve üzeri düşüş)” görülmesine sadece %10 olasılık tanıyor. Bu, 2008’den bu yana en agresif beklenti demek. Elbette geçmiş geleceğin göstergesi değildir, ancak bazen nerede durduğumuzu, ne kadar yol kat etmiş olduğumuzu göstermesi açısından eşsizdir. Mevcut görünüm bize ortada bir krizin ayak seslerinin filan olmadığını, ama piyasaların yine tüm riskleri görmezden geldiğini, biraz şımardığını söylüyor en fazla.

Öte yandan yatırımcıların bu kendine güvenleri, “şımarıklıkları” o kadar da ölçüsüz olmayabilir. Yanda gördüğünüz yine BofAML kaynaklı çalışmada fon yöneticilerine bu kez “sizce herkesin aynı yönde pozisyon aldığı piyasa hangisidir” diye (most crowded trade) sormuşlar. Yanıtlarda açık ara dolar öne çıkmış. Herkes iyimser ama, bir yandan da dolara yatırım devam ediyor. Yine iki yönden bakabiliriz: Piyasalardaki riskler aslında o kadar da küçümsenmiyor, derinden bir kaygı var. Ya da diyebilirsiniz ki “herkesin aynı yönde olduğu piyasalarda en ufak bir düzeltme bile şiddetli olur”. Şubat ayından bu yana aslında yaşadığımız da bu pozisyonlarda kısmi çözülme görülmesi. Ama gördüğünüz gibi anlayış çok değişmiş değil. Bu ayki faiz artırımın ardından piyasa artık Fed ne diyorsa onu fiyatlıyor. Ek bir faiz artırımı daha fiyatlanmadığı sürece bu cepheden dolara destek gelmesi zor. Ancak mali tarafta ve dış ticarette atılacak adımlar hala USD’yi destekleme potansiyeline sahip. Fed “faiz artırarak faizleri düşürmüş” olabilir, ama Trump ve ekibinin gidişatına bakarsak hala dolarda değerlenme için yer var.

KISACA

Geçen hafta Perşembe günü Fed’in yaptığı faiz indiriminin ardından piyasalar karışık... Efendim? Evet, “indirim” dedim. Varsayalım ki şu an Fed’in faizi nedir bilmiyorsunuz. Elinizde sadece geçen haftadan bugüne piyasa hareketleri olsa görecekleriniz şunlar: Dolar değer yitiriyor, tahvil faizleri düşüyor, borsa düşüyor. Bunlara bakarak Fed faiz artırdı der misiniz? Piyasa göstergeleri de karışık, gerçekten ilginç zamanlarda yaşıyoruz…

İlgili Ürünler

USDTRY ----
-
-
-

Haber Etiketleri