Araştırma / Piyasa Yorumu

Pusula

22 Şubat 2017, 08.00

Piyasalarda çok uzun bir süre en önemli gündem maddesi Fed oldu... Fed kaynaklı her açıklama, açıklama metnindeki sözcük sayısı, açıklamayı okurken Yellen’ın kaşının çatık olup olmadığı, hatta sorulara yanıt verirken kaç kez güldüğü dahi piyasada ciddi ciddi analiz edilen konular oldu. Fakat bugün itibarı ile küresel piyasalarda en önemli konu Fed değil. “Nedir o zaman” derseniz birkaç kalem sayabilirim, ama aslına bakarsanız onlar da pek önemli değil gibiler. Piyasada heyecan yaratan, medyanın “piyasalar nefesini tuttu, bekliyor” diye manşet atacağı bir şey yok…

Fed konusuna gelirsek, piyasanın şu anda Fed’i ne derece ciddiye aldığı konusundaki ilk testi yarın bizzat yapabilirsiniz. Bu akşam Fed FOMC’nin Ocak ayı toplantı tutanakları açıklanacak. Bu tutanaklarda ne olup bittiğine dair atıp tutmak mümkün, ama ben size sonuçta olacakları söyleyeyim: Yatırımcılar satır aralarına bakacaklar, heyecanlanacaklar, sonra düşünüp bunların o kadar da önemli olmadığına hükmedecekler, piyasa da ertesi gün bıraktığınız yerde olacak. Nihayetinde Fed üyelerinden gelen açıklamaları da, ABD ekonomisinin gidişatını da yakından izliyoruz. Bu ortamda Fed’in hızlı bir faiz artırım sürecine girmesi hakikaten anlamsız, zaten piyasada böyle bir fiyatlama da yok. O yüzden olmayan yerden hikaye yaratmaya çalışmanın da lüzumu yok diyerek Fed konusunu kapatıyorum. Muhtemelen bu konuları Mayıs-Haziran döneminde çok daha ciddiye alarak konuşacağız, daha vaktimiz var yani.

Piyasadaki gözlemlediğimiz yeni aksiyon almaktaki isteksizliğin önemli bir kısmını sanırım Avrupa’ya bağlamak gerekir. İlk olarak Yunanistan ile ilgili belirsizlik devam ediyor. Yalnız bu konuda artık yatırımcılar bayağı bir sıkılmış olsalar gerek, çünkü son dönemde “Yunanistan bundan 4 sene önce Euro’dan çıkaydı iyiydi” temalı analizler dışında kapsamlı bir analiz pek yok. Avrupa’da asıl mesele Fransa. Son anketlere göre aşırı sağın başkan adayı Marie Le Pen %26 ile yarışta önde gidiyor. Le Pen’in ekonomik vaatleri arasında en sıkıntılı olanı, kamu borçlarının EUR ile değil frank ile ödenecek olması! Bu pratikte AB’nin dağılması demek. Bu yüzden de Avrupa’da ülkeler arası tahvil faiz farkları, yanda gördüğünüz üzere yavaş yavaş açılıyor (kaynak: Reuters). Yine de bu konuda çok ciddi bir kaygı da yok, çünkü başkanlık seçimi iki turlu ve ikinci turda bağımsız aday Macron’un seçileceği düşünülüyor. Düşünülüyor da, daha önce İngilizlerin AB’de kalacağı, Hillary Clinton’ın da ABD’de Başkan olacağı düşünülüyordu, hatırlatayım. 2016’nın bize verdiği en önemli ders belli: Anketlere güvenme!

 

ABD ve Avrupa bir tarafa, piyasalardaki en ilginç gelişme muhtemelen Meksika kaynaklı. Meksika Merkez Bankası (Banxico) dün beklenmedik açıklamalar yapınca Meksika Peso’sunda değerlenme gördük. Normalde belki pek üzerinde durmayacağımız bu konu aslında bizi çok yakından ilgilendiriyor olabilir. TCMB de bildiğiniz üzere bir süredir sıkı likidite politikasına ek olarak, piyasalardaki döviz likiditesini artırıcı bazı adımlar atıyor. TCMB’nin halen uygulamakta olduğu faiz politikasının ötesinde daha ciddi bir faiz artışı için TL’de yüksek oynaklık ve yeni rekor düşük seviyeler görülmesi lazım. Yakın zamanda böyle bir olasılık ise düşük, çünkü önceki gün de bahsettiğim üzere gelişen ülkeler öyle ya da böyle para çekmeye devam ediyorlar. Bu olumlu hava devam ederken TL’de ciddi bir değer kaybına oynamak çok anlamlı değil. Fakat bir şekilde dalga tersine döner, ya da ülkemizin kendine has riskleri bir kez daha ön plana çıkarsa TCMB’nin ilk tercihi de faiz artırmak olmayacak. Bunun yerine yine makroihtiyati önlemler devreye girecek. İşte bu çerçevede diğer gelişen ülke merkez bankalarının ne yaptıkları bizim için örnek teşkil edebilir.

Banxico’nun dün açıkladığı $20 mlr tutarındaki forward programını özetleyelim: Programın ana amacı kur riskine karşı koruma sağlamak (hedging). Vade, miktar ve şartlar piyasa koşullarına göre belirlenecek, ancak azami vade bir yıl olacak. Gerekli görüldüğü sürece bu program yürürlükte kalacak. Vade zamanı geldiğinde, sözleşmede uzlaşılan fiyat ile spot fiyat arasındaki fark Peso cinsinden ödenecek. Kredi veren kurumlar da bu sözleşmelerde taraf olabilecek. Katılımcılar aynı şartları kendi müşterilerine de sunabilecekler.

Bu adımların faydalarının ne olabileceği bizi ilgilendiren konu: Böylece Banxico ileride faiz artırmaya devam edecekse daha düşük oranlarla artırım yapması mümkün olabilir. Ayrıca böylece bankanın döviz rezervleri kullanılmamış oluyor. Son olarak forward maliyetinin de piyasadan daha düşük olması beklenebilir, ki bu da kurumsal hedging talebinde bir artışa yol açabilir. Türkiye’de henüz bu anlamda bir önlem yok, ancak benzer adımların atılması oldukça faydalı olabilir. Dün medyada yer alan ve Türkiye-Rusya arasındaki ticarette yerel para birimlerinin kullanılması, böylece USD’nin devreden çıkarılması gibi yöntemlerin ise bu anlamda TL’ye katkısı düşük olasılık. Yine de belli olmaz. Bakarsınız TCMB de piyasaların bu “temkinli iyimser” havasından faydalanır…

KISACA

Son günlerde piyasalarda birçok haber var, ancak ne ciddi hareketler, ne de yatırımcıların tavırlarında önemli bir farklılık gözlemliyoruz. Aslında herkesin baktığı bazı gelişmeler var, mesele bunların henüz bir yön değişikliği işaret etmiyor olması. Bazı şeylere gözlerimizi kapatırsak o da sorun değil aslında. Belli ki olumlu ama sıkıcı hava bir süre daha sürecek…

İlgili Ürünler

USDTRY ----
-
-
-

Haber Etiketleri