Araştırma / Piyasa Yorumu

Pusula

10 Haziran 2020, 08.00

Ocak ayında birisi size gelip Mart-Nisan aylarının neye benzeyeceğini anlatmış olsa muhtemelen kendisine inanmayacaktınız. Aynı kişi bu kez Nisan ayında gelip Mayıs-Haziran aylarının nasıl olacağını anlatsa buna da inanmayacaktınız... Hakikaten, yılın daha ilk yarısı içindeyken, piyasalarda yılın dört mevsimini hızlandırılmış şekilde gördük. İşler bu kadar hızlı değişirken, geleceği tahmin etmek için ne yapmamız gerekir?

 

Aslında bunun oldukça basit bir formülü var: Mütevazi olmamız ve geleceğin her konuda öngörülemeyeceğini kabullenmemiz gerekir… Ama bu bir teslim bayrağı değil, zira bazı şeyler sürekli değişir, bunları kestirmenin bir yolu yordamı yoktur, ama bazı şeyler vardır ki hiç değişmez, sabittir. Değişkenler konusunda uzun vadeli tahmin yapmak çoğu zaman anlamlı olmasa da, diğer sabit şeyler hakkındaki tahminimizin sağlam olması bu anlamda hiç tutarsız değildir. Zaten önemli olan da zaman içinde bu sabit varsayımların haklı çıkmasıdır.

 

Bu laf çorbasını bir örnekle anlatayım: Karantina döneminde dünyada online alışverişin zirve yaptığını gördük. Dünyaya bu iş modelinin başarılı olacağını yıllar öncesinden gösteren Amazon idi. Amazon dünyanın değişeceğine inandı ve bu fikre yatırım yaptı. Aslında bu değişim sabit bir varsayıma dayanıyordu. Amazon’un kurucusu ve sahibi Jeff Bezos anlatsın bize: “Bir stratejiyi ancak zaman içinde istikrarlı kalacak şeyler üzerine kurabilirsiniz. 10 yıl sonra bir müşterinin size gelip “keşke ürünlerin fiyatı biraz daha yüksek olsaydı” ya da “teslimatı daha geç yaparsanız daha iyi olur” diyeceğini düşünemezsiniz. Bu imkansız. Demek ki bugün enerjimizi koyduğumuz şeylerin 10 yıl sonra da işe yarayacağını bilmemiz gerek. Bildiğin şeyden emin isen, o işe daha çok yatırım yaparsın”.

 

Piyasalarda bundan sonra şu olacak, bu olacak diye bir çok tahminde bulunuyoruz, ama bu yıl hep birlikte gördüğümüz gibi, bunların yarın tam tersinin olabileceğini de biliyoruz. İşte bu “olasılık” ile “kesinlik” kavramlarının savaştığı yer. Hepimiz hayatın siyah-beyazdan ibaret olmadığını biliriz, ama konu piyasa olduğunda griye prim vermeyiz. Şu an ise piyasaların gri bölgede olduğu an. Ama bu, sabit varsayımlarımıza baktığımızda, hiç de kötü değil.

 

 

Salgının başlarında hatırlarsanız büyük merkez bankalarının faizi hızla düşürmesi, piyasaları likiditeye boğması, bunların akabinde açıklanan kredi destekleri ve mali yardım/teşvik paketlerinin dünyada toparlanmanın da hızlı olmasına yol açacağını, bunun da piyasalar açısından son derece olumlu olacağını söylüyorduk. Buradaki sabit varsayımımız belli idi: Faiz aşırı düşükse, yatırımlar daha yüksek getirinin olduğu yere akın eder. Bu, modern dünyanın başından bu yana değişmeyen, bundan sonra da değişmeyecek bir varsayımdır. Her yatırımcının ana güdüsü para kazanmak olduğuna göre, getiri neredeyse hareket de orada olmalıdır. Bu yüzden yatırım stratejisini oluştururken bu varsayımın değişeceği zamana dek hisse senedinin portföylerde ağırlıklı olması gerekir. Bu, bundan sonraki birkaç yıl için de geçerli olacak ana stratejimiz.

 

Bu süreçte “kesinlikle” bilemediğimiz ise, piyasaların ne zaman, nereye kadar gerileyeceği, sonrasında nereye kadar yükseleceği idi. Elbette bir takım tahminler yaptık, ama bunların hepsi değişken varsayımlar ve bundan sonra da aynı şey geçerli: Salgının ikinci, üçüncü dalgası olursa piyasaların nereye kadar düşeceği, büyüme beklenenden hızlı gelirse yeni zirveler olup olmayacağı hep kısa vadeli, birbiriyle ilintili varsayımlara dayalı olacak. Düşük faiz-bol likidite ortamının borsaları yukarı taşıyacağı kesin, ama bunun zamanı, seviyesi, süresi hep olasılıklara dayanıyor.

 

Bu noktada, ana stratejimizden şaşmadan, kısa vadeli olasılıklara bakabiliriz. Malumunuz, BIST100 endeksi zirvesini gördüğü 22 Ocak’tan, yıl içi dibini gördüğü 17 Mart’a dek yaklaşık %35 düştü. O tarihten bu yana yükselişi de %35 civarında. Seviye olarak olmasa da oran olarak kayıp geri alındı. Benzer tablolar hemen her yerde var, hatta ABD’de Nasdaq endeksi seviye olarak da başladığı yerin üzerine döndü. Bundan sonra ise piyasalarda yakın vadede izleyeceğimiz bir kaç konu öne çıkıyor.

 

İlk olarak piyasalardaki bu müthiş ralli bir çok kötümser yatırımcıyı fena yaraladı, bunların önemli bir kısmı piyasa yükseldikçe short pozisyonlarını kapatmak zorunda kaldılar. Havayolu şirketleri hala bellerini doğrultamamışken dünyada neredeyse tüm havayolu hisselerinin yükselişi, Brezilya Realindeki primlenme, iflası açıklanan Hertz hisselerindeki değer kazancı gibi tuhaf fenomenlerin açıklaması da bu. Emin olun, Cuma günü açıklanan ve tüm piyasayı ters köşeye yatıran ABD istihdam verisi sonrasında short pozisyonlar hemen her yerde daha da azaldı. Bu, bundan sonraki yükselişlerde pozisyonunu kapatmak zorunda kalan daha az yatırımcı olacak demek, bu da yükselişin nefesini kesecek.

 

Piyasalardaki bu iyileşmenin en önemli mimarı Fed idi desek yanlış olmaz. Bu akşam yapılacak toplantı için beklentiler düşük, ama bu o kadar da iyi bir şey olmayabilir. Fed zaten elinden gelen ne varsa yaptı, hala da yapıyor, ama bunların artık yatırımcılara vereceği bir şey yok. Fed konusundaki tüm iyimserlik büyük ölçüde fiyatlandı. 2022’ye kadar faizin artmayacağından tutun da (yanda 2021 Ocak ayına kadar olan beklentiyi görüyorsunuz), bilançonun ne zaman $8 trilyona ulaşacağına dek piyasa Fed’in ne yapacağından neredeyse “kesinlikle” emin. Ama işte bu, bundan sonraki süreçte Fed’in piyasaların moralini bozmasının daha kolay olacağının da işareti. Her şey “ekonominin Fed’in düşündüğünden çok daha iyi olduğu” gibi masum bir yoruma bakar. Burada da dolar-short pozisyonların kapandığını, ABD tahvil faizlerinin yükselmeye başladığını görebiliriz, ki bu da borsalarda birkaç gündür gördüğümüz patinajın devamı demek.

 

Kuşkusuz virüs konusu yaşamımızda olduğu kadar piyasalarda da asıl önemli faktör... Günlük rakamlarda dünyada azalma var ama, nasılsa her ülkede hastalık sayısının zirve ve plato yaptığı yerleri izlediysek, şimdi de hasta sayısının bir türlü belli rakamların altına inemediği yerleri (Brezilya, Rusya, ABD’nin bazı eyaletleri) izliyoruz. Bu mutlaka ikinci dalga geliyor anlamına gelmiyor elbette (zaten bunu söylemek bizim haddimize değil), ama buradaki her sorunlu veri normalleşme umutlarının da yaralanması, borsalardaki gözü kara yatırımcıların durup bir soluklanması demek.

 

Belki bu konular risk iştahına yenik düşecek. Belki bu akşam Fed piyasalara yeniden alıma geçmeleri için bir neden verecek. Belki virüs buraya kadardı… Bunlar hala olasılık. Bir olasılık gerçekleştiğinde dönüp kısa vadeli stratejimizi her seferinde gözden geçirmemiz gerek. Bu, böyle tuhaf bir yılda gayet normal artık. Yine Jeff Bezos’tan bir alıntı ile bitireyim: “Çoğu zaman haklı olan insanlar, sık sık fikir değiştirenlerdir”.

 

Tufan Cömert

Koordinator

Araştırma ve Yatırım Danışmanlığı

KISACA

 

 

 

Ocak ayında birisi size gelip Mart-Nisan aylarının neye benzeyeceğini anlatmış olsa muhtemelen kendisine inanmayacaktınız. Aynı kişi bu kez Nisan ayında gelip Mayıs-Haziran aylarının nasıl olacağını anlatsa buna da inanmayacaktınız... Hakikaten, yılın daha ilk yarısı içindeyken, piyasalarda yılın dört mevsimini hızlandırılmış şekilde gördük. İşler bu kadar hızlı değişirken, geleceği tahmin etmek için ne yapmamız gerekir?

Aslında bunun oldukça basit bir formülü var: Mütevazi olmamız ve geleceğin her konuda öngörülemeyeceğini kabullenmemiz gerekir… Ama bu bir teslim bayrağı değil, zira bazı şeyler sürekli değişir, bunları kestirmenin bir yolu yordamı yoktur, ama bazı şeyler vardır ki hiç değişmez, sabittir. Değişkenler konusunda uzun vadeli tahmin yapmak çoğu zaman anlamlı olmasa da, diğer sabit şeyler hakkındaki tahminimizin sağlam olması bu anlamda hiç tutarsız değildir. Zaten önemli olan da zaman içinde bu sabit varsayımların haklı çıkmasıdır.

 

İlgili Ürünler

XU100 ----
-
-
-

Haber Etiketleri