Araştırma / Piyasa Yorumu

Pusula

11 Aralık 2019, 08.00

Her yılın sonunda, bir sonraki yıla dair kehanetleri okurken illa ki bir belirsizlik vurgusu olduğunu görürsünüz... Piyasalarda elbette belirsizlikler olacak; zaten her şeyi şu anda biliyor olsak fiyatlar da şu anda belli olur, bir daha da değişmez, hep sabit kalırdı. Belirsizlik bir öcü değil, finansal piyasaların temelinde yatan, spekülasyonu mümkün kılan unsurdur. Doğru yönetirseniz sorun olmaz, yanlış taraftaysanız sorunlarınıza sorun katar. Hem bakınız bilim insanları hayatımızda çok önemli yer tutan bir belirsizlik unsurunu ortadan kaldırmak için neler yapıyorlar: Artık yapay zeka sayesinde çiftler daha kavga etmeden, bir kavganın gelmekte olduğunu bilecekler! Güney California Üniversitesi’nden araştırmacıların yarattığı algoritma, akıllı saat ve telefonları kullanarak çiftlerin nabzını, vücut ısısını, terlemelerini, ses yüksekliklerini ve bazı sözcükleri tarayarak çiftlerin kavga ettiklerini anlayabiliyor. Sonrasında ise yazılım bunların erken sinyallerini toplayıp kişinin ruh halini tahmin edebiliyor. Örneğin eşiniz o gün işte zor bir gün geçirmişse, yazılım gün içinde kendisini izleyerek kalp hızını, ses yüksekliğini, ettiği küfürleri algılıyor ve çiftleri uyarıyor. Düşünün bir, akşam tam evin kapısına geldiniz, telefonunuzda bir alarm: “kanka, git bir hava al gel, girme şimdi eve, durum fena”… Gerçek bir lişki kurtarıcı icat değil mi bu? Bu arada bu yazılımı ben bulsam ismini “Hayriye” koyardım.

Artık 2019’un muhasebesini yaptığımız bu günlerde, geriye dönüp piyasalara nelerin yön verdiğini görmek kolay. Küresel piyasalarda ticaret savaşları, Brexit ve bu ikisinin etkilediği genel ekonomik durum yıl içinde en çok konuştuğumuz konular oldu. 2020’de de bunları konuşmaya devam edeceğiz elbette, sorunlar takvimin yaprağını yırtıp atmakla çözülseydi keşke… 2020’de de “resesyon kapıda”, “enflasyonun dönüşü”, “stagflasyonun adım sesleri”, “tahvil balonu patladı patlayacak” gibi manşet ve analizleri gene sıkıntıdan bayılana kadar göreceksiniz, size garanti veriyorum. Ancak ve ancak şu anki verilere bakarak bu manşetlerin hangisinin haklı çıkacağını (çıkarsa tabi) söylemek mümkün değil, zira tüm piyasa gürültüsü arasında emin olduğumuz bir şey var: Belirsizlikler diyarında yeni bir şey yok, abartmayın.

Bunu neye göre söylediğimi tahmin edersiniz: Elimizdeki veri seti, merkez bankalarının yönlendirmeleri ve en önemlisi yatırımcı pozisyonları. Veriler, gelişmiş ülkelerde ekonomilerde görece olumlu seyrin sürdüğünü, ama öyle heyecanlanacak bir şey de olmadığını gösteriyor. Merkez bankaları yönlendirme konusunda netler; Fed faizi değiştirmeden önce adeta herkese whatsapptan yazacak, ECB deseniz faizi artıracak bir ortam yok, ama düşürdüğünde de bir şey olmuyor. Yurtiçinde TCMB’nin faiz indirimine devam edeceğini biliyoruz. Yatırımcılar da işte hemen hemen bu beklenti ve yönlendirmelere göre pozisyonlarını almış, bekliyorlar. Yanadaki grafikte bir yıllık swap faizinin yaklaşık 250 baz puanlık indirimi fiyatladığını görebilirsiniz.

Yatırımcılar her zaman haklı çıkmaz elbette. Yeni veriler, yeni siyasi gelişmeler, yeni haber akışı derken finansal piyasaların seyri iki gün içinde siyahla beyaz gibi fark edebilir. Ancak her dalgalanma illa ki piyasadaki ana hikayenin de değiştiği anlamına gelmez. Fakat ne zaman böyle bir dalgalanma görülse, etrafınıza bir bakın: Bir çok yatırımcı bir gün büyük bir küresel krizi, adeta felaketin eşiğinde duran bir Türkiye’yi fiyatlarlar; bir başka gün ise dünyanın tozpembe olduğu, üzerinde Türkiye Cumhuriyeti yazan her şeyin kapışıldığı bir dünyayı... Gün içi al-sat yapıyorsanız bu anlaşılabilir bir ruh halidir, ama biraz daha sakin kalmayı becerebiliyorsanız bu iki ruh halinin ortasında bir yerde olmayı tercih edersiniz.

Önemli olan tahminlere, öngörülere temkinli yaklaşmak. Zira bu tahminler çoğu zaman uzun ve detaylı bir senaryo çalışmasından ziyade “görünen neyse o” temellidir. Yani bir coğrafyada enflasyon düşüyorsa, ilgili merkez bankası faiz indirecektir. Öngörü bununla sınırlı kalır, fakat mesela bu trendin devamında o merkez bankasının başka ne yapacağı tahmin ufkuna girmez. Avrupa’yı ele alalım: Enflasyondaki düşüş eğiliminde aman aman bir değişim yok. Bu durumda 2020’de ECB’nin bir kez daha faiz indirmeyi deneyeceğini biliyoruz, ama mesela 2021’de ne olacak? Bunu biliyor muyuz? ECB’nin yeni başkanı Lagarde gerçekten şahsi ağırlığını koyup politikalar üretebilecek mi, sisteme uyum mu sağlayacak? Göremiyoruz. Göremiyorsak belirsizlik de vardır zaten.

Böyle durumlarda yapılabilecek en önemli şey pozisyona körü körüne inanmaktan vazgeçip, makul “zarar-kes” ve “kar-al” seviyeleri tanımlamak olmalı. Eğer ruh haliniz sürekli “her şey harika” ile “dünya az sonra bitecek” arasında ise elbette bu seviyeleri belirlemeniz zor olur, o yüzden sakin kafayla düşünüp “ben ne istiyorum”, “ne amaçlıyorum” diye portföyünüze bu gözle bir bakmak iyi bir fikir. Eğer günlük hareketler canınızı sıkıyorsa, pozsiyonunuzu değiştirmek için yakıcı bir arzu duyuyorsanız, kendinize soracağınız ilk soru şu olmalı: Piyasalardaki hikayenin temeli gerçekten değişti mi? Geçen Cuma ABD’de açıklanan tarımdışı istihdam verisinin beklentileri aşmasını ele alalım: Bu ana hikayeyi mi değiştirdi, yoksa gün içi al-sat yapanlar için bir fırsat mıdır sadece? Eğer hikayeyi yeniden yazmanıza gerek bırakacak denli büyük bir şeyden bahsetmiyorsak, hatta bir sonraki veride ne olabileceğini düşünmeye başladıysak, o pozisyona dokunmayınız, daha vakti var...

Dünyada ve çoğu zaman Türkiye’de her zaman tahvil piyasasına bakarak meseleyi anlayabilirsiniz. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yatay seyri, gelen verilerin bir al-sat piyasası için geçerli olduğunu, ana yönün (düşük enflasyon-stressiz büyüme- düşük faiz-bol likidite) değişmediğini işaret ediyor. Bizim tahvil piyasası için de benzer şey geçerli: Enflasyonda düşüş sona erdi, TCMB faiz indirimlerinde de eskisi kadar çok yer yok, borç takvimi belli, alıcı belli… Bu tabloda bir değişim olursa özellikle 10 yıllık tahvil faizinin vereceği tepkiden piyasalarda bir trend değişikliği olup olmadığını anlayabiliriz. Burada canınızı sıkan bir şey yoksa, kaçırdığınız çok bir şey de yoktur büyük ihtimalle.

Gördüğünüz üzere belirsizlik dediğimiz şeyleri aşmak, yönetmek, üzerinden atlamak için bakabileceğimiz, yapabileceğimiz bir çok farklı şey var. Sorun aslında piyasalarda belirsizlik oluştuğunda değil, bunların karşısında tren farı görmüş tavşan gibi donakalan yatırımcı tipine büründüğümüzde ortaya çıkıyor. Gözümüzü açarsak mesele yok…

 

KISACA

 

Gelecek yıl ile ilgili kesin olarak bildiğimiz bir şey var: 2020 belirsizliklerle dolu bir yıl olacak. 2019 da bol belirsizlik içinde geçen bir yıl oldu zaten. Tıpkı 2018 gibi. Hatta inanmayacaksınız ama 2017 de belirsizlikler yılıydı. Hele 2016 var ya, ne siz sorun, ne ben anlatayım. 2015’teki belirsizlikler ise olağanüstü idi. 2014’ü hatırlarım da ben böyle belirsizlik görmemiştim. 2013’ü düşündüğümde ise…

İlgili Ürünler

XU100 ----
-
-
-

Haber Etiketleri