Araştırma / Piyasa Yorumu

Pusula

15 Mayıs 2018, 08.00

Temmuz 1942-Şubat 1943 arasında gerçekleşen Stalingrad Savaşı, asker ve sivil olmak üzere 2 milyon kişinin ölümü ile sonuçlanmıştı. Nihayetinde Sovyetlerin kazandığı bu savaş, II. Dünya Savaşı’nın dönüm noktalarından biri kabul edilir. Savaş bir çok filme123 ve kitaba da konu oldu. Genelde kahramanların, stratejilerin (ve olmazsa olmaz aşkların) üzerinden anlatılan bu hikayelerde yer almasa da Stalingrad Savaşı kimsenin tahmin edemeyeceği şeylere sahne oldu. Bunlardan biri de savaşta farelerin oynadığı rol. Evet, fareler!

1942 sonlarına doğru Alman tankları cephe gerisinde görev bekliyorlardı. Nihayet 104 tanktan oluşan bir birliğe harekat emri iletildiğinde, tuhaf bir şey oldu: Bu 104 tank içinde çalışır durumda olanların sayısı 20’den azdı! Alman mühendisleri hemen sorunu buldular: Tankların hareketsiz geçirdiği zaman zarfında, tarla fareleri tanklara yuvalanmış ve elektrik aksamlarını kemirmişlerdi! Dönemin en ileri teknolojisine sahip Almanlar fareleri hesaba katmamışlardı. Hangi tasarımcı bir tankı farelere karşı korunaklı olarak tasarlar ki? Kimse böyle bir şey beklemezse, böyle bir şeyi düşünmeye de gerek yoktur. Elbette Almanlar Stalingrad Savaşı’nı bu yüzden kaybetmediler; kuvvetli bir savunma, Rusya’nın ağır kış şartlarına yeterince hazırlanılmamış olması, ikmal noktalarının çok gerilerde kalması gibi lojistik sorunları nihayetinde Almanların teslim olması ile sonuçlandı.

Bazen kendinizi her türlü riske karşı hazırlanmış zannedersiniz, buna rağmen işler ters gider. Mesela uçaklardaki tüm kritik sistemlerin yedeği vardır, hatta bazen yedeklerin de yedeği vardır. 4 motorlu bir jet, tek motorla da uçabilir, hatta teknik olarak motorlar kapalı iken iniş de yapabilir. Ama tüm bunlara rağmen uçak kazaları olur. Finansal piyasalarda da bir beklentiye göre pozisyon alabilirsiniz, fakat işler yine de istediğiniz gibi gitmeyebilir. Uçaklarda olduğu gibi, bu tarz aksiliklere karşı kendinizi bir kaç kat korumaya almış olabilirsiniz, ama tanka giren fare misali bir açık bulunur…

 

TL ile tankı özdeşleştirmek pek doğru değil, farkındayım, ama zaten TL’nin durumu tanka giren fareden daha vahim… Geldiğimiz noktada artık TCMB’nin alması olası önlemlerin ne kadar işe yarayacağı şüpheli. Güçlü bir faiz artırımı değer kaybını durduracaktır, ancak bunun yılbaşından bu yana şahit olduğumuz %16’ya yakın değer kaybını tamamen tersine çevireceğini iddia etmek zor. TL üzerinde etkili olan faktörler zaman zaman yer değiştirir, birinin önemi artarken diğerininki düşer. An itibarı ile 24 Haziran seçimleri ve sonrasında görmemiz olası değişikliklere ek olarak ABD’de yarın açıklanması beklenen Hakan Atilla davasının sonucu, faiz seviyesinden çok daha önemli durumda. Bunun üzerine, bir süredir bahsettiğimiz küresel piyasalarda çalkantılı bir dönemin başında olduğumuz tezimizi de eklerseniz hakikaten zor bir dönemin bizi beklediği sonucuna ulaşabiliriz.

İçinizi daha fazla karartmadan önce, dünya ekonomisi ile ilgili olumlu bir noktaya dikkatiniz çekmek isterim. Dünyada enflasyon yılbaşında korkulduğu boyutta değil, an itibarı ile gelen işaretler de 2019 başına dek ciddi bir baskı olmayacağını işaret ediyor. Bu durumda önde gelen merkez bankalarının faiz artırımında acele etmeyeceklerini, sindire sindire artırım yapacaklarını varsayabiliriz. İyi senaryoda bu tavır gelişen ülkelere yeni fon girişlerini tetikleyebilir, bu da TL üzerindeki baskının azalmasına yol açabilir. Kötü senaryoda ise küresel piyasalarda bir süredir gözlediğimiz “sakin bir şekilde çıkışlara yönelelim” tavrı paniğe dönüşebilir, bu durumda “enflasyon düşük kalacak - Fed+ECB faiz artıramayacak” düşüncesi de arka planda kalabilir. Bu, haliyle TL açısından oldukça sevimsiz bir senaryo. En azından henüz bu noktada olmadığımızı söyleyebiliriz.

TL’deki değer kaybı piyasada otomatik olarak faiz artacak beklentisini tetikliyor. Yandaki grafikte göreceğiniz üzere piyasa fiyatlaması 3 ay içinde 150-200 bps faiz artması yönünde. TCMB ara toplantı ile faiz artırmayı tercih etmezse 7 Haziran’a dek mevcut/olası önlem paketinin (swap ihaleleri, TL uzlaşmalı vadeli döviz satışları, ROM be zorunlu karşılıklarda ayarlamalar, ihracatçılara kur sabitlemesi, günlük döviz satış ihaleleri vs) yoğun şekilde kullanıldığını göreceğiz. Bunların TL’ye bir miktar destek olması mümkün, ama yapı itibarı ile hiç biri TL’yi değerlendirmez. Öte yandan bu önlemlerin bir bacağı TL, yani piyasaya sağlanan her ek döviz likiditesi, buna denk bir TL likiditesinin piyasadan çekilmesi demek. Daralan TL likiditesi ise kendini mevduat ve kredi faizlerinde gösterecek. Bunu da bir nevi örtülü sıkılaştırma olarak görmek mümkün.

Geldiğimiz noktada yatırımcılar açısından sevimsiz bir yerdeyiz. Haber akışının ve olay riskinin; ekonomik analizlerin, temel-teknik yorumların ötesinde bir ağırlığı olduğu açık. Böyle zamanlarda piyasayı doğru zamanlamak çok karlı olabilir, ama aynı zamanda normalden çok daha risklidir. Bu nedenle ilk karar vermeniz gereken, ne kadar risk almak istediğiniz olmalı. Riskten kaçınıyorsanız, yukarıdaki çerçevede mevduat ve tahvil faizlerinin yüksek seyredeceğinden hareketle yatırımlarınızı kısa vadeli sabit getirili enstrümanlara yönlendirebilirsiniz. Hisse piyasasında ise görece olumlu yurtdışı borsalar ile yurtiçi gelişmeler arasına sıkışmış durumdayız. Burada endeksi zamanlamak yerine şirketlere odaklanmak, hatta mümkünse ikili işlem yapmak (x hissesini al-endeksi sat) daha doğru olacaktır. TL için ise durum oldukça karışık. Döviz taşımanın alternatif maliyeti artık çok yüksek ve gün içi oynaklık da çok arttı. Gün içi işlem yapıyorsanız şartlar “trade” için ideal, ancak “piyasayı kaçırıyorum” hissiyatı ile bir şeyler yapmak istiyorsanız çok büyük risk aldığınızı unutmayın. Hesaplanamayan bu kadar çok risk varken, belirsizlik içinde yüzdüğümüz bu günlerde döviz iki tarafı da keskin bıçak gibi…

KISACA

Stalingrad Savaşı, sadece II. Dünya Savaşı’nın değil, tarihin de en şiddetli savaşlarından biri kabul edilir. Bu savaş, aynı zamanda “hesaplanamayan risklerin” bir savaşı nasıl aleyhinize çevirebileceğinin mükemmel bir örneğidir. Piyasalarda sık sık karşılaştığımız konulardan biri de bu “hesaplanamayan şeyler” değil mi?

 

İlgili Ürünler

XU100 ----
-
-
-

Haber Etiketleri